Cengiz Enerji, Bingöl ve Elazığ’daki üç hidroelektrik santralinde 2026’nın ilk beş ayında son 5 yıl ortalamasının iki katını aşan üretim gerçekleştirdi.
Cengiz Holding bünyesinde faaliyet gösteren Cengiz Enerji, yoğun yağışların etkili olduğu 2026 yılının ilk aylarında Bingöl ve Elazığ’daki üç hidroelektrik santralinde rekor seviyede elektrik üretimi gerçekleştirdi. Şirket, bilimsel analizler, teknolojik altyapı ve uzun yıllara dayanan saha deneyimiyle yürüttüğü üretim planlaması sayesinde aynı nehir üzerinde faaliyet gösteren diğer barajlardan farklı olarak rezervuar kapaklarını açmadan tüm suyu enerji üretiminde kullanmayı başardı.
Bu stratejik yönetim sayesinde şirket, 2026’nın ilk beş ayında üç santralinde toplam 3,4 milyon MWh elektrik üretimi gerçekleştirerek son beş yılın ortalamasının iki katından fazla üretim elde etti.
Yenilenebilir Enerjide Güçlü Portföy
Türkiye genelinde 5.162 MW kurulu güce sahip olan Cengiz Enerji’nin 3.171 MW’lık bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Son on yılda yalnızca yenilenebilir enerji alanında yaptığı yatırımlarla dikkat çeken şirket, toplam üretim portföyünde yenilenebilir kaynakların payını yüzde 61 seviyesine çıkardı.
Şirketin Bingöl ve Elazığ’da aynı nehir üzerinde konumlanan Aşağı Kaleköy Barajı ve Hibrit Enerji Santrali, Yukarı Kaleköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali ile Beyhan-1 Barajı ve Hidroelektrik Santrali, bu başarının merkezinde yer alıyor.

Doğru Planlama Rekor Getirdi
Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu, yenilenebilir enerji üretiminde iklim koşullarının önemli rol oynadığını ancak doğru planlamayla bu etkilerin yönetilebildiğini belirtti.
Türkoğlu, yoğun yağışların yaşandığı dönemde gerçekleştirilen üretim yönetimine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu yıl Bingöl bölgesinde yoğun yağışlar yaşandı. Bilimsel ve teknolojik yöntemleri kullanarak, bölgede uzun yıllardır faaliyet göstermemizin sağladığı deneyimle son derece başarılı bir üretim planlaması gerçekleştirdik. Aynı nehir üzerinde bulunan diğer barajlar fazla su nedeniyle kapaklarını açmak zorunda kalırken, biz üç santralimizde de tüm suyu enerji üretiminde değerlendirdik. Bu sayede son beş yılın en yüksek üretim seviyesine ulaştık”
Türkiye’nin İlk Hibrit Enerji Santrali
Cengiz Enerji’nin yenilenebilir enerji alanındaki öncü yatırımlarından biri olan Aşağı Kaleköy Barajı ve Hibrit Enerji Santrali, Türkiye’nin ilk hibrit enerji santrali olma özelliğini taşıyor.
500 MW kurulu güce sahip hidroelektrik santraline entegre edilen ve yaklaşık 200 bin güneş panelinden oluşan güneş enerji santrali ile toplam kurulu güç 580 MW seviyesine ulaştı.
Ahmet Türkoğlu, tesisin kapasitesine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Güneş enerjisi yatırımıyla birlikte santralimizin toplam kurulu gücünü 580 MW’a yükselttik. Bu kapasite yaklaşık 500 bin hanenin yıllık elektrik tüketimini karşılayabilecek seviyede”
Şirketin aynı nehir üzerindeki üç santralinin toplam kurulu gücü ise 1.709 MW’a ulaşıyor.
Depolama, Yenilenebilir Enerjinin Geleceğini Belirleyecek
Türkoğlu, yenilenebilir enerji sektörünün önündeki en önemli konulardan birinin enerji depolama olduğunu vurguladı.
İklim koşullarına bağlı üretim dalgalanmalarının yalnızca kurak dönemlerde değil, yüksek üretim dönemlerinde de yaşandığını belirten Türkoğlu, enerjinin depolanabilmesinin sürdürülebilir enerji dönüşümü açısından kritik önemde olduğunu söyledi.
“Dünya genelinde yenilenebilir enerjiye güçlü bir yönelim var. Ancak üretimin iklim koşullarına bağlı olması nedeniyle depolama teknolojileri sektörün geleceğini belirleyecek. Enerjiyi fazla üretildiği dönemlerde depolayabilmek, arz güvenliği ve sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıyor.”
Yeni Yatırımlar Yolda
Cengiz Enerji, önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütmeyi hedefliyor. Şirketin orta vadeli yatırım planları arasında toplam 610 MW kapasiteli yeni güneş ve rüzgâr enerji projeleri bulunuyor.
Bu yatırımların yaklaşık 500 MW’lık bölümünün depolamalı enerji projelerinden oluşması planlanıyor. Böylece şirket, yenilenebilir enerji üretimini daha esnek ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor.
Depolama teknolojilerine yapılacak yatırımların hem enerji arz güvenliğini artırması hem de Türkiye’nin enerji dönüşüm hedeflerine katkı sağlaması bekleniyor.











