Sitemiz beta yayındadır
← Tüm yazılar
Çevre Haberleri

SUDER’den 2030 Uyarısı: Su Güvenliği Kritik Hale Geliyor

SUDER, iklim krizi ve artan kuraklıkla birlikte su güvenliğinin şehirlerin dayanıklılığı açısından kritik hale geldiğine dikkat çekti.

Selin Aktürk10 Ağustos 20263 dk okuma
SUDER’den 2030 Uyarısı: Su Güvenliği Kritik Hale Geliyor

İklim krizinin etkisiyle artan sıcaklıklar ve kuraklık, su güvenliğini şehirlerin en kritik dayanıklılık alanlarından biri haline getiriyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER), 2030’a yaklaşırken yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunması, su kayıplarının azaltılması ve kaynakların verimli kullanılmasının stratejik önemine dikkat çekti.

Avrupa İklim Durumu değerlendirmelerine göre kıtanın büyük bölümünde sıcaklıklar uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyrederken, Avrupa’nın yaklaşık %95’inde ortalamanın üzerinde sıcaklıklar kaydediliyor. 2025 yılında Avrupa’nın %50’den fazlasının kuraklık koşullarından etkilendiği belirtiliyor.

Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye de iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği ülkeler arasında bulunuyor. Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı açısından “su stresi yaşayan” ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin gerekli önlemler alınmadığı takdirde su fakiri olma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiliyor.

SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, su kaynakları üzerindeki baskının giderek arttığını belirterek suyun yalnızca bir tüketim ürünü değil, stratejik bir yaşam kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kalebaşı, “İklim krizi artık bugünün meselesi. Su kaynaklarımız üzerindeki baskı her geçen yıl artıyor ve şehirlerimizin dayanıklılığı suyu nasıl yönettiğimize doğrudan bağlı hale geliyor. Ambalajlı su sektörü, kaynakların korunması, verimli kullanımın teşvik edilmesi ve suyun güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması açısından önemli bir sorumluluk üstleniyor” dedi.

Türkiye’deki ambalajlı su üreticilerinin su kaynaklarının miktarını ve kalitesini korumaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Kalebaşı, mevcut su varlığının gelecek nesillere aktarılması için kaynakların verimli kullanılmasının önemini vurguladı.

SUDER üyesi üreticilerin yer altı su kaynaklarının çevresindeki doğal alanların korunmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten Kalebaşı, kamu kurumları, üniversiteler ve yerel topluluklarla yapılan iş birliklerinin biyoçeşitliliğin ve doğal yaşam alanlarının korunmasına katkı sağladığını ifade etti.

Kalebaşı, “Üretim süreçlerimizde sıfır su kaybı prensibiyle çalışarak kaynaklarımızı koruyor, döngüsel ekonomiye katkı sunmak adına ambalajlarımızın %100 geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilmesini sağlayarak çevresel ayak izimizi sistematik olarak azaltıyoruz” diye konuştu.

Ev tipi arıtma cihazlarında su kaybına dikkat çekildi

Su kaynaklarının korunmasında tüketim teknolojilerinin de verimlilik açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Meriç Albay tarafından gerçekleştirilen “Ev Tipi Su Arıtma Sistemlerinin Su Kalitesinin Değerlendirilmesi Araştırması”na göre bazı ev tipi arıtma cihazlarında 1 litre arıtılmış içme suyu elde etmek için yaklaşık 5 litre veya daha fazla su atık hale gelebiliyor.

SUDER, su stresinin arttığı bir dönemde bu ölçekteki kayıpların su verimliliği açısından önemli bir sorun oluşturduğunu belirtiyor.

2040’ta 5,7 milyar insan su sıkıntısı yaşayabilir

Kuraklık, yalnızca tarımsal üretimi etkileyen dönemsel bir sorun olmaktan çıkarak küresel su güvenliğini tehdit eden temel risklerden biri haline geliyor. 2040 yılına kadar dünya genelinde 5,7 milyar insanın su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği tahmin ediliyor.

Bu tablo, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi, su kayıplarının azaltılması ve verimli kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önemini artırıyor.

Yer altı su rezervleri kentlerin dayanıklılığını etkiliyor

Yer altı su rezervlerindeki azalma ve yüzey sularında yaşanan dalgalanmalar, şehirlerin uzun vadeli su güvenliği üzerinde baskı oluşturuyor. Avrupa’da 2025’in en kurak yıllardan biri olması ve bazı dönemlerde kıtanın yaklaşık üçte birinde şiddetli kuraklık koşullarının görülmesi, su döngüsündeki değişimin giderek daha yapısal bir sorun haline geldiğine işaret ediyor.

Kalebaşı, “Su stresi giderek derinleşirken, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün atılacak her adım, gelecekte su güvenliğimizin en önemli güvencesi olacaktır. Bu nedenle tarım, sanayi ve diğer tüketim alanlarında verimli su yönetimi uygulamalarının yaygınlaştırılması, su kayıplarının azaltılması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor” dedi.

Henüz puan yok

Puanlama ve favoriler için giriş yapın.

Yorumlar

0

Yorum yazmak ve cevaplamak için giriş yapın.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.