Sidara, COP31’de Sürdürülebilir Veri Merkezlerini Tartışacak
Sidara grup şirketleri Dar, Su-Yapı, Currie & Brown ve Introba, COP31 öncesinde sanayi tesislerinin veri merkezlerine dönüştürülmesini ele alacak.

COP31 sürecinde yapılaşmış çevre alanında uzmanlaşmış uluslararası tasarım ve mühendislik şirketlerini bünyesinde barındıran Sidara grup şirketleri Dar, Su-Yapı, Currie & Brown ve Introba; 11 Kasım 2026 tarihinde Antalya Miracle Resort Hotel’de "COP31’de Kritik Altyapıları Hayata Geçirme Yarışı" başlıklı özel bir etkinlik düzenleyecek.
Veri merkezi uzmanlarını bir araya getirecek etkinlikte; yapay zekânın hızla artırdığı veri merkezi kapasitesi ihtiyacı, elektrik şebekesindeki erişim darboğazları, yenilikçi soğutma teknolojileri ve sürdürülebilir altyapı çözümleri ele alınacak. Etkinliğin en dikkat çeken başlığı ise Türkiye’deki mevcut sanayi tesislerinin ve endüstriyel alanların dönüştürülerek yapay zekâ odaklı veri merkezlerine dönüştürülmesi potansiyeli olacak.
Büyüme ve Sürdürülebilirlik Arasında Çevresel Denge
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, veri merkezi yatırımlarının 2026 yılında 700 milyar doları aşması, yıllık emisyonların ise 2035’e kadar 350 milyon tona ulaşması öngörülüyor. Küresel veri merkezi kapasitesinin %40'ının su stresi yüksek bölgelerde bulunması, Türkiye ve çevresindeki pazarlarda veriye dayalı altyapı yatırımlarında çevresel yönetimi ön plana çıkarıyor.
Dünya genelinde 200'den fazla veri merkezi projesini destekleme deneyimine sahip Sidara şirketleri; projelerin enerjiye erişim sürelerini kısaltmayı, yüksek verimlilik standartlarını yakalamayı ve yerel topluluklara fayda sağlayacak karbon, su ve enerji yönetimi modellerini ilk planlama aşamasından itibaren tasarıma entegre etmeyi hedefliyor.
Yeniden İnşa Etmek Yerine Mevcut Sanayi Altyapılarını Dönüştürmek
Türkiye, hızla artan veri merkezi kapasitesi ihtiyacını karşılamak amacıyla mevcut altyapılarını daha etkin değerlendirme konusunda stratejik bir avantaja sahip. Elektrik şebekesine erişimin yeni yatırımlar önünde ana darboğaz oluşturduğu bu dönemde, hâlihazırda enerji ve ulaşım bağlantılarına sahip eski sanayi tesislerinin veri merkezlerine dönüştürülmesi hem projelerin hayata geçme süresini kısaltıyor hem de yeni inşaat faaliyetlerinden kaynaklanan karbon ayak izini belirgin şekilde azaltıyor.
Dar ve Su-Yapı'nın Türkiye'deki yerel mühendislik uzmanlığı ile Sidara'nın küresel tasarım gücünü birleştiren bu yaklaşım, yatırımcılara erken aşamadan itibaren enerji verimli soğutma ve yenilenebilir enerji entegrasyonu imkânı sunuyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dar Türkiye Genel Müdürü ve Su-Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Maral Mitilyan, şu ifadeleri kullandı:
“Veri merkezleri söz konusu olduğunda sürdürülebilirlik, çevresel bir sorumluluk olmanın ötesinde projelerin geliştirilmesini hızlandıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Yatırımcıların projelerinin çevresel etkileri ve yerel topluluklara sağlayacağı faydalar konusunda giderek daha fazla değerlendirmeye tabi tutulduğu günümüzde; enerji verimliliği, su ve karbon yönetimi ile yerel altyapı koşullarının planlamanın en erken aşamalarından itibaren dikkate alınması, izin süreçlerinin kolaylaştırılmasına ve projelerin daha hızlı hayata geçirilmesine yardımcı olabilir.
Yatırımları hızlandırmak amacıyla tercih edilen geçici enerji üretim çözümleri veya verimsiz teknolojiler, tesislerin uzun yıllar boyunca daha yüksek karbon emisyonlarıyla faaliyet göstermesine neden olabilir. Dolayısıyla asıl soru, daha fazla kapasite oluşturup oluşturmamamız gerektiği değil, bu kapasiteyi nasıl daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir biçimde hayata geçirebileceğimizdir. Türkiye açısından ise bu alanda son derece heyecan verici fırsatlar bulunuyor”