Zero-trust yatırımları savunma sanayiinde hız kazanıyor; yeni nesil siber güvenlik çözümleri, kritik altyapıları korurken milyar dolarlık bir pazar oluşturuyor.
Savunma ve havacılık sektöründe siber güvenlik harcamaları, 2025 itibarıyla yeni bir zirveye ulaştı ve bu yükselişin arkasındaki itici güç, 5 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne doğru koşan ‘zero-trust’ mimarileri oldu.
Geleneksel ‘kale ve hendek’ güvenlik anlayışının, karmaşık tedarik zincirleri ve ağa bağlı otonom sistemler karşısında yetersiz kalması, yatırımcıları bu yeni paradigmaya yönlendiriyor. Risk sermayesi fonları ve büyük savunma sanayii şirketlerinin kurumsal girişim sermayesi kolları, bu alanda uzmanlaşmış start-up’lara, daha ürünleri ticarileşmeden yüz milyonlarca dolarlık değerlemelerle yatırım yapıyor. Bu rakamlar, basit bir teknoloji alımından çok, ulusal güvenlik altyapılarının geleceğine yapılan stratejik bir bahsi temsil ediyor.
Zero-trust, bir teknoloji paketinden ziyade, “asla güvenme, sürekli doğrula” felsefesine dayanan bir stratejik güvenlik modelidir. Bu model, ağın içindeki veya dışındaki hiçbir kullanıcı ya da cihaza otomatik olarak güvenmez; her erişim talebini, kimlik, konum, cihaz sağlığı gibi birçok faktöre göre dinamik olarak doğrular ve yetkilendirir.
Bu mimariyi sunan girişimlerin iş modeli ise, tek seferlik yazılım satışının ötesine geçerek, sürekli izleme, tehdit istihbaratı ve politika yönetimi içeren abonelik tabanlı hizmetler (SaaS) sunmaktır. Yatırımcıların iştahını kabartan da budur: yüksek marjlı, öngörülebilir ve ölçeklenebilir bir gelir akışı vaadi.
Bu fonlama dalgasından en çok etkilenenler, devasa altyapıları modernize etmek zorunda olan ana savunma yüklenicileri ve bu dönüşümü tetikleyen devlet kurumlarıdır. Boeing, Lockheed Martin gibi devler, hem bu start-up’ların müşterisi hem de potansiyel alıcısı konumunda bulunarak ekosistemi şekillendiriyor.
Fırsat, çevik ve niş bir çözüm sunabilen teknoloji girişimleri için devasa bir pazar erişimi sunarken, risk ise pazarın hızla konsolide olması ve büyük oyuncular tarafından yutulma ihtimalidir. Türkiye’de de ASELSAN ve Havelsan gibi kurumların yeni nesil siber savunma yeteneklerine yaptığı yatırımlar, yerli teknoloji girişimleri için benzer bir büyüme koridorunun kapılarını aralamaktadır.











