Endüstri 4.0 Uygulamalarında Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi

Özet

Endüstri 4.0 kavramının hayatımıza girmesiyle beraber endüstride yaşanan değişimler beraberinde yeni teknoloji ihtiyaçlarını da getirmiştir. Bu teknolojilerin geliştirilmesi ve birbiriyle senkronize bir şekilde çalışabilmeleri, Endüstri 4.0 sistemlerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilebilmesine veya uygulanabilmesine izin vermektedir. Birçok sistemin tek çatı altında toplanıp en hızlı ve optimize biçimde hayata geçirildiği ürün yaşam döngüsü yönetimi Endüstri 4.0 çalışmalarının hızlandığı dönemlerde ihtiyaç duyulan verimli çalışma ortamını bizlere sunmaktadır. Endüstri 4.0’ın ve bu sistemin temellerinden birisini oluşturan ürün yaşam döngüsü yönetiminin, teknolojik devrimlerin hızlandığı bu dönemde birbirlerini tamamlayan iki yapı taşı olduğu görülmektedir.

1.Giriş

Endüstri ya da sanayi kavramı yıllarca sürekli olarak değişime uğramış olan bir faaliyet dalıdır. Üretimde kullanılan yöntemler ve üretim süreci yönetimi her geçen gün değişime uğramaya devam etmektedir. Söz konusu değişim sadece üretim işlemleri ya da sanayiyi değil, ülkelerin toplumsal demografik yapılarını, kültürlerini ve ekonomik durumlarını etkilemiş ve hatta ülkelerin haritalarının yeniden çizilmesine dahi neden olmuştur. Bu değişimin ilk başlangıcı olarak kabul edilen durum 18. yüzyılın ortalarında İngiltere’de başlayan değişim akımıdır. Daha sonra bu eğilim zamanla bütün Avrupa’ya ve tüm dünyaya yayılmıştır. 

Endüstri Devrimi öncesinde ekonomi; insan, hayvan ve topraktan oluşan üretim faktörlerine dayanırdı. Öne çıkan sektörler tarım, hayvancılık, marangozluk veya demircilikti. Endüstri Devrimi’yle beraber yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinelerin makineleşmiş endüstriyi doğurması kitle üretimine imkân tanımıştır. Günümüze gelinceye kadar üç tane Endüstri Devrimi’ne şahit olunmuştur [1].

Birinci Endüstri Devrimi; Su ve buhar gücünün daha verimli kullanılmasını sağlayan mekanik tezgahların bulunmasıdır. Bu sistemler ilk olarak dokuma tezgahlarının yerini alan makinelerde kullanılmıştır

İkinci Endüstri Devrimi; 20.yüzyılın başlarında, petrol tabanlı içten yanmalı motorların kullanımı ile 2. Endüstri Devrimi tetiklenmiş oldu. Seri üretim ve fabrikaların elektrikle çalışır hale gelmesi ile birlikte taşımacılık ve iletişimde de büyük gelişmeler yaşandı. Özellikle İngiltere’de daha sonrada Avrupa’da etkin olan 1. Endüstri Devrimi’nden sonra 2. Endüstri Devrimi, Amerika ve Japonya’da hızla yaygınlaşarak dünyada pek çok bölgeyi etkisi altına aldı [2].

Üçüncü Endüstri Devrimi; 1970’li yıllar itibariyle gelişen teknolojinin etkisiyle otomasyon yaygınlaşmaya başlamıştır. 3.Endüstri Devrimi’nin diğerlerine nazaran daha geç başlamasının nedeni İkinci Dünya Savaşı ve büyük buhranın etkilerinin atlatılması gerekliliğiydi. Ancak, söz konusu bu olaylar, özellikle İkinci Dünya Savaşı, 3.Endüstri Devrimi’nin yaşanmasını geciktirmiş olmakla birlikte 3.Endüstri Devrimi’nin oluşmasının da temel nedeni olmuştur. Savaş sırasında duyulan ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen teknolojiler bu dönemin başlangıcına ışık tutmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonucunda iletişim, haberleşme ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretimde otomasyon mümkün bir hale geldi. Bu dönemde yazılım sektörünün gelişmesiyle birlikte makineler de değişime uğradı. Bunun yanı sıra nükleer, biyo-tarım, telekomünikasyon, lazer, fiber optik, mikro elektronik ve bilgisayar gibi alanların gelişimi üretimi bambaşka bir boyuta taşıdı. İletişim ve ulaşımın kolaylaşmasından kaynaklı olarak küreselleşme giderek arttı. İnsanlar arasında mesafe kalmadı. Bir birey dünyanın öbür ucundaki bir habere saniyeler içerisinde ulaşabilir hale geldi. Bunların yanı sıra, her endüstri devriminde görüldüğü gibi burada da bir enerji kaynağı kullanımı değişimine gidilmeye çalışılmıştır. Tam olarak %100 oranda başarılı olamamakla birlikte, kullanılan kaynakların tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalınmasından dolayı yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim başlamış ve bu yönelimler devlet yardımlarıyla desteklenmiştir. Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, hidroelektrik ve jeotermal enerji santralleri kullanımı yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Çağın en önemli kavramı olarak sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir büyüme kavramları büyük önem kazanmıştır [3].

Endüstri, kendi dinamikleri doğrultusunda tarihsel gelişimini tamamlıyor. Endüstri bu gelişimini şimdi de Endüstri 4.0 ile taçlandırıyor. Bu proje ilk olarak bundan 7 sene önce Almanya’da bir fuarda dile getirildi. Bundan bir sene sonrasında ise konuya dair detaylı bir çalışma oluşturan aynı grup, söz konusu dosyayı Almanya hükümetine aktardı. Konunun uzmanları önümüzdeki 10 yıllık süreçte Endüstri 4.0’ın olgunlaşacağını düşünüyor.

2.Endüstri 4.0

Temelde ihtiyaçların karşılanması için geliştirilmeye çalışılan bu sisteme teknolojinin geldiği boyutlar da ciddi bir dayanak haline geldi. Bu devrime Endüstri 4.0 denilmesinin nedeninin anlaşılabilmesi adına Almanya’da yaşanan gelişmelerin ve çalışmaların incelenmesinde fayda vardır. Bu akım Almanya’da doğup filizlenmiş ve şu anda da yavaş yavaş dünyaya yayılmaya başlamıştır. İlk olarak 2011 yılında Almanya Eğitim Araştırma Bakanlığı ülkenin güncel durumunu değerlendirerek gelecekle ilgili geliştirici ve kalkınmaya katkı sağlayacaklarını düşündükleri 10 tane proje oluşturmuş ve bu projeler ‘’Yüksek Teknoloji Stratejisi 2020’nin Gelecek Projeleri’’ adı altında yayınlanmıştır [4]. Bu projelerin genel içeriği sürdürülebilirlik, yeni enerji kaynaklarının kullanılması ve akıllı teknoloji hakkındaydı. Yayınlanan projelerden bir tanesi de Endüstri 4.0’dı ve ilk kez Hannover Fuarında dile getirilmiştir [5]. Endüstri 4.0 kavramının temeli; endüstriyel üretim sürecinde yer alan tüm birimlerin birbiriyle iletişimine, bütün ilgili verilere gerçek zamanlı olarak ulaşılabilmesine ve bu veriler sayesinde mümkün olan en fazla katma değerin sağlanmasına dayanmaktadır. Endüstri 4.0, ürünlerin ve üretim sistemlerinin yaşam döngüsündeki bütün değer zincirinin organizasyon ve yönetiminde yeni bir seviye olan 4.Endüstri Devrimi’ni tanımlar. Bu döngü, sürekli artarak bireyselleşen müşteri isteklerine odaklanır ve fikir aşamasından başlayarak ürün geliştirme ve üretim siparişinden, bir ürünün son kullanıcıya dağıtımını ve geri dönüşümünü de kapsayacak şekilde tüm zinciri içine alan hizmetleri içerir.

Endüstri 4.0 genel olarak ham madde alımından başlayarak, ürünlerin üretilmesi, tüketiciye ulaştırılması ve sonrasında geri dönüşüm, bozulma vb. nedenlerden geri toplanması gibi tüm tedarik zinciri aşamalarında yer alan işlemlerin/süreçlerin gelişmekte olan teknolojilerden faydalanarak daha da iyileştirilmesini ifade etmektedir.

Yeni nesil endüstri anlayışında siber fiziki sistemler ile online ağlar entegredir. Uygulama öncesi son hazırlıkları sürdürülen Endüstri 4.0, teknolojik bütünlüğün değer zincirini oluşturan tüm halkalarla uyum içinde birleşimidir. Temel olarak üç ayrı yapıdan oluştuğunu ifade edebiliriz:

•Nesnelerin İnterneti

•Hizmetlerin İnterneti

•Siber Fiziksek Sistemler

Yapısı gereği Endüstri 4.0’ın varlığı akıllı fabrikaların doğmasına ve daha da önemlisi vizyonların daha da genişlemesine neden olacaktır [6].

2.1.Endüstri 4.0’ın içerdiği teknolojiler

Dördüncü sanayi devriminin gerçekleşebilmesi için gereken belli başlı teknolojilere ve çalışma disiplinlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu teknolojiler sayesinde ihtiyaç duyulan yeni çalışma alanları oluşturularak yeniliklerin daha hızlı, optimize ve uygulanabilirliği yüksek bir şekilde endüstriye adapte edilmeleri sağlanmaktadır.

2.1.1. Siber-Fiziksel sistemler

Siber-Fiziksel sistemler; gözlemleme, eşgüdümleme ve denetim gibi üretim süreçlerindeki temel prensiplerin, hesaplama ve iletişim bileşkesinden olunan karma teknoloji tarafından yönetildiği sistemlerdir. Söz konusu karma teknoloji daha açık bir ifadeyle, fiziksel makineleri siber teknoloji ile bütünleştirme yoluyla çok daha akıllı hale getirmektedir. Bu bağlamda, süreç bir bütün halinde siber-fiziksel sistemler olarak anılmaktadır [7].

Siber-Fiziksel sistemler (SFS) sensörler ve aktüatörler yardımıyla fiziksel dünyayı sanal bilgi işlem dünyasıyla bağlar. Farklı kurucu bileşenlerden oluşan SFS’ler iş birliği ile global davranışları oluşturur. Bu bileşenler gerçek dünya ile etkileşimde bulunmak için genellikle gömülü teknolojiler dahil olmak üzere yazılım sistemleri, iletişim teknolojileri, sensörleri/aktüatörleri içermektedir. Bu iki dünyayı birleştiren Siber-Fiziksel sistemler iki önemli unsurdan oluşuyor. Birbirleri ile internet üzerinden ve atanmış bir internet adresi ile haberleşen nesne ve sistemlerin oluşturduğu ağ; gerçek dünyadaki nesnelerin ve davranışların bilgisayar ortamında simülasyonuyla ortaya çıkan sanal ortamdır.

Nesnelerin İnterneti” ile birlikte çok geniş bir iletişim ağı yaratan ve böylece gerçek ve sanal dünyalar arasındaki sınırı kaldırmaya yönelen Siber-Fiziksel sistemler, Endüstri 4.0’ın temelindeki güçlerden birini oluşturuyor.

2.1.2. Nesnelerin İnterneti

Nesnelerin İnterneti (Internet of Things-IoT) kavramı modern kablosuz iletişim teknolojilerinin gelişimi sayesinde popülaritesi artan yeni sayılabilecek bir kavramdır. Bu kavramın temel oluşumu dünyada bulunan nesnelerin birbirleriyle haberleşmesini sağlayarak insan hayatını kolaylaştırmaya yönelik uygulamaların geliştirilmesidir [8].

En göze çarpan uygulama alanları, akıllı üretim sistemlerinin ve bağlı üretim alanlarının geliştirilmesinin genellikle Endüstri 4.0 başlığı altında tartışılmakta olduğu akıllı endüstriyi içerir. Akıllı enerji uygulamaları akıllı elektrik, gaz ve su sayaçlarına odaklanırken; akıllı ev veya bina alanında akıllı termostatlar ve güvenlik sistemleri Nesnelerin İnterneti uygulamaları bağlamında çok ilgi görmektedir [9].

Günlük hayat incelenip gelecek öngörüleri düşünüldüğünde buzdolabı, araba, televizyon, su ısıtıcısı, fırın, ütü, kitap, kamera, klima, modem, yönlendirici benzeri akla gelebilecek birçok cihazın kablosuz ağ ya da RFID teknolojisi sayesinde birbirleri ile iletişim kurup internete bağlanarak yaşamımızı kolaylaştıracağı ve bazı alanlarda işleri daha verimli hale getireceği görülmektedir [10].

2.1.3. Büyük Veri

Büyük veri, genellikle birbirlerinden farklı veri kaynaklarından toplanan geniş veri dermelerinin analizi, işlenmesi ve depolanması ile ilgili bir alandır. Büyük veri çözümlerinin ve uygulamalarının karakteristik, yani kendine özgü olması gerekmektedir. Geleneksel veri analizi işlemleri, depolama teknolojileri ve teknikleri yetersiz kalmaktadır. Spesifik olarak büyük veri, çoklu ilişkisiz veri kümelerinin birleştirilmesi, büyük miktarda yapısal olmayan verinin işlenmesi, gizli enformasyonun kısıtlı zaman içinde toplanması gibi farklı gereksinimlere işaret etmektir [11].

Verinin hacmi, verinin büyüklüğü ve boyutunu ifade etmektedir. Verinin boyutunu rakamsal bir şekilde belirtmek genelde çok kısıtlayıcı olmaktadır. Teknoloji ilerledikçe, rakamlar hızlı bir şekilde değişmektedir ve kısıtlayıcı rakamlar artık geçerliliğini yitirmektedir. Bu yüzden verinin göreceli miktarını belirtmek daha faydalı olmaktadır. Eğer ilgilenilen verinin miktarı daha önce kullanılan verinin üstündeyse muhtemelen büyük veri ile uğraşılmaktadır. Bu bazı kurum/kuruluşlar için onlarca terabayt olurken, bazıları için onlarca petabayt olabilmektedir [12].

Genel bir bakış açısıyla, siber-fiziksel sistemlerde akıllı makineler ile sürekli olarak bilgi üretimi ve bilgi depolaması yapılacaktır. Bu bilgilerin belli bir zaman sonra analiz edilmesi ölçülmesi ve yapılandırılması gerekecektir. Tam da bu noktada büyük veri analizi bir başka isimle veri madenciliği ön plana çıkmaktadır. Büyük verilerin analizi ve kullanımı ile temel olarak etkinliğin arttırılması, hata oranlarının azaltılması ve esnekliğin arttırılması amaçlanmaktadır.

2.1.4. Akıllı Fabrikalar         

Her bir endüstri devrimiyle birlikte, fabrikaların üretim süreçlerinde değişim yaşanmış ve otomasyonun devreye girmesiyle üretimdeki insan faktörünün rolü değişmiştir. Ekonomik büyüme ve istihdam artışı Endüstri 4.0’ın temel amaçları arasında yer almaktadır. Endüstri 4.0 ile birlikte üretimde yeni iş süreçlerinin oluşması ve ihtiyaç duyulan işgücü profilinde değişme beklenmektedir. Akıllı fabrikaların oluşması ve beraberinde kullanılan ileri teknoloji otomasyon sistemleri ile birlikte düşük nitelikli işgücüne olan ihtiyacın azalacağı öngörülmektedir. Yeni düzende üretimde gerçekleşen hata oranlarının daha da azalması, üretim sürecinin hızlanması ve üretim maliyetlerinin daha da düşürülmesi hedeflenmektedir. 

Endüstri 4.0; yapay zekâ, 3D yazıcılar ve uzay teknolojisi gibi alanlarda meydana gelen ilerlemelerle birlikte bütün nesnelerin internet aracılığıyla birbirleriyle etkileşime geçebileceği “akıllı üretim” olarak adlandırılmaktadır. Endüstri 4.0’da nesnelerin birbirleriyle haberleştiği önemli yerlerden biri de “akıllı” teknolojilerle donatılmış ve hiçbir insanın çalışmaması nedeniyle karanlık fabrikalar olarak da adlandırılan “akıllı fabrikalardır”.

2.1.5. Siber Güvenlik

Endüstri 4.0 ile gelen geniş ağ ve yüksek oranlı veri paylaşımı, firmaların siber emniyet talebini süratle artıracaktır. Endüstri 4.0 ve Siber Güvenlik ayrı düşünülemez. Bu yüzden büyük şirketler siber güvenliğe yönelik uyarlanmış bir risk idare sistemi ve emniyet stratejisine gereksinim duymakta. Şirketler, kazançlarının kötü yönde etkilenmemesi için operasyonel emniyet ve koruma geliştirmeyi amaçlamaktadır. 

Endüstri 4.0, dijitalizasyon, yeni servisler, bilgiler ve bağlantılar aynı zamanda bilgisayar korsanlarına veri hırsızlığı ve saniyesel casusluk amacıyla yeni yollar açmaktadır. 4. Sanayi Devrimiyle büyük şirketler siber risk tehdidinin artacağına inanmakta ve bu amaçla çözüm yolları aramaktadırlar.

Birçok şirket bu hususta birbirlerinden değişik stratejiler geliştirmektedir. Siber emniyet konusunun bu denli mühim olmasının nedeni, stratejilerin değişmesiyle tehditlerin bu stratejilere ayak uydurabilmesidir. Yani her tasarlanmış emniyet stratejisine karşı yeni bir emniyet tehdidiyle karşılaşmak olağandır. Bu yüzden emniyet tedbirleri sık sık güncellenmeli ve denetlenmelidir.

2.1.6. Yatay-Dikey Entegrasyon

Yatay entegrasyon, müşteri tipi aynı olan farklı şirketler arasındaki birleşmedir. Bu birleşmedeki asıl amaç, aynı müşteri tipine hitap eden bu şirketlerin pazardaki paylarını arttırmaktır. Yatay entegrasyonu genelde genç girişimciler tercih etmektedir. 

Bunun nedeni pazarda henüz müşteri profillerinin oluşmamasıdır. Bu entegrasyon çeşidi rekabetin çok fazla ve ürünün modasının geçme hızının yüksek olmasıdır. Şirketler, belirsizlikleri azaltmak, Ar-Ge faaliyetlerine önem vererek rekabet gücünü ve piyasa değerini arttırmak amacıyla yatay entegrasyon sistemine dahil olmaktadır.

Dikey entegrasyon, aynı sektörde fakat farklı alt sektörlerde müşterisi olan firmaların birleşme şeklidir. Geriye doğru dikey entegrasyon, ileriye doğru dikey entegrasyon ve dengeli dikey entegrasyon olmak üzere üç çeşidi vardır.

3.Endüstri 4.0 ve Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi

Ürün geliştirme, disiplinler arası iş birliği gerektiren ve takım çalışmasına dayanan karmaşık bir etkinliktir. PLM ise, firmaların ürünleri ve/veya hizmetleri hakkındaki bilgi, süreç ve kararlarını “ürünün ve/veya hizmetin fikir ve hayal aşamasından tüketiciye ulaştırma sürecine kadar veya arzını yürürlükten kaldırana kadar” tüm yaşam döngüsü süresince ve küresel ürün ağı çapında yönetmeleridir. PLM ile ürüne ait tüm bilgiler merkezileştirilebilmekte, bilginin yeniden kullanımı optimize edilebilmekte, daha iyi iletişim ile tüm paydaş ekiplerin kesintisiz iş birliği yaparak yaratıcılıkları artırılabilmekte, yerel ve uluslararası mevzuatlara uyumluluk sağlanabilmekte ve en önemlisi pahalı ve hatalara yol açan gereksiz bilgi yığınları ortadan kaldırılabilmektedir [13].

Bir teknoloji çözümü olarak, ürün paydaşları arasında iş birliği için bir veri platformu oluşturan ve ürün yaşam döngüsünün tüm aşamalarında bilgi akışını düzene sokan bir takım araç ve teknolojilere dayalıdır. PLM’in diğer teknoloji çözümünden farkı en son teknoloji araçları değil, sürdürülebilir bir işletme stratejisi oluşturma yeteneğidir.

İşletme ve dolayısıyla Endüstri 4.0’ın da amacını oluşturan üretim entegrasyonunun yerine getirilebilmesi için işletme içinde hem kişilerin hem de sistemlerin kopuk olmaması gerekmektedir. Dağınık bilgi sistemleri ve dağınık işletme metrikleri ve tekil sorunlar için tekil çözümler geliştiren işletmelerin oluşturacakları karmaşık veri yumaklarından arınmaları gerekmektedir.

PLM’in bir şirket entegrasyon aracı olmasına paralel olarak Endüstri 4.0 da bir üretim entegrasyon aracı olarak görülebilir. Özellikle Endüstriyel IoT uygulamalarının mümkün olabilmesi için ürün odaklı bir veri tabanına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu gereksinim genellikle dijital ikiz olarak nitelendirilmektedir. Akıllı fabrikaların dijital ortamının kendini hizalayabilmesi için ürünü yüksek hassasiyet ile bu ortama ilişkilendirmek kritik rol oynamaktadır. Gartner firması tarafından yapılan araştırma, 2021 yılına kadar sanayi işletmelerinin yüzde 50’sinin dijital ikiz uygulamalarını başlatacağını belirtmektedir [14].

4.Sonuç

İnsanlık tarihinin her evresinde toplumlar kendilerini ileri taşıyabilmek için yoğun bir uğraş göstermiştir. Bu çabaların sonucunda 1800’lü yılların başından itibaren hızlı bir atılım gösteren ülkeler kendilerini teknolojik olarak öne çıkartabilmeyi başardı. Sanayi ve teknoloji alanında gösterilen başarıların sürekliliği devrimleri meydana getirdi. Endüstri devrimleri kendisini kimi zaman toplumsal barış dönemlerinde kimi zaman ise dünya savaşlarının en kanlı dönemlerinde göstermiştir. Son bir asırdır yaşanan devrimler artık yeni bir dönemin kapısını araladı. 

Endüstri 4.0 2011 senesinde ilk defa Almanya’da dile getirildiğinde hayatlarımızda büyük değişimlerin meydana geleceğinin ipuçlarını bizlere göstermişti. 1980’li yılların başından itibaren endüstride kavramlar ve çalışma şekilleri hızlı bir biçimde değişim göstermeye başlamıştır. Bu değişimler bazı açılardan üretim hatlarında hızlı ve efektif bir üretim tarzının benimsenmesini sağlarken bazı açılardan ise büyük sorunları beraberinde getirmekteydi. Üretim bu kadar hızlı bir şekilde yapılmak istendikçe sistemlerin karmaşıklığı arttı. Ürünlerin üretiminde meydana gelen sorunların üstesinden gelmek için geliştirilen teknolojiler kimi zaman tek başına yetersiz kimi zaman ise henüz yeterli gelişmiş altyapıya sahip olunamamasından kaynaklı olarak oldukça ağır ilerlemekteydi. 

2021 senesi itibariyle hem teknolojik altyapıların güçlenmesi hem de birbirinden bağımsız sistemlerin birbirleriyle senkronize bir şekilde çalışabilme yeteneği edinmesi, Endüstri 4.0 önündeki büyük problemlerin üstesinden gelinmesini sağladı. Endüstri 4.0 kendi yapısını oluştururken organik bir şekilde kendi altyapısının da gelişmesini ve bugün hayatımızın birçok alanında kolaylıkla günlük sorunlarımızın çözüme kavuşmasına yardım etmiştir. Bunlara en güzel örnekler nesnelerin interneti, büyük veri ve seri üretim hatlarının üretim gücümüzü arttırması sonucu insanlık medeniyetinin hızlı bir yükseliş göstermesi söylenebilir. 

Endüstri 4.0 günümüzde sahip olduğu teknik altyapının gücü ve firmaların bu konudaki bilinçlerinin artmasıyla ivmelenme göstermektedir. Üretim hatlarında kullanılan otomasyon sistemlerinin gelişimi ve sayısının artışıyla beraber hayatımıza giren karanlık fabrika kavramı gelecekte bizi bekleyen kompleks endüstri yapısının ve Endüstri 4.0 devriminin sonuçları olacaktır. 

Bu kompleks sistemlerin en optimize ve verimli şekilde hayata geçirilip yeni endüstri tipinde uygulanabilmesi için birçok çalışma disiplini hayata geçirilmiştir. Bunların başında gelen ürün yaşam döngüsü yönetimi Endüstri 4.0 yapısını oluşturan temel mekanikleri tek bir çatı altında bir araya getirerek firmaların bu hızlı üretim aşamalarını en güvenli ve hatasız biçimde gerçekleştirebilmelerine olanak sağlamaktadır. Ürün yaşam döngüsü yönetimi sistemlerini kendi bünyesine en optimize şekilde entegre edebilen firmaların Endüstri 4.0 çalışmalarında bir adım öne geçeceği aşikardır.

Endüstri 4.0 çalışmalarının yoğun bir şekilde sektörlerde uygulanmaya ve temellerinin atılmaya başlandığı bu dönemde, yeniliklere ve değişimlere kendisini hazırlayabilen firmaların, bu süreçten en başarılı şekilde çıkabileceklerini öngörmekteyiz. 

5.Kaynakça

[1] DRATH, R., & HORCH, A., (2014), Industrie 4.0: Hit or hype?,  IEEE industrial electronics magazine, Cilt: 8, Sayı: 2, s. 56-58.

[2] Siemens, Endüstri 4.0 Yolunda

[3] REDCLIFT, M., (2005), Sustainable development (1987–2005): An oxymoron comes of age, Sustainable development, Cilt: 13, Sayı: 4, s. 212-227.

[4] FANG, F., (2016), Atomic and close-to-atomic scale manufacturing- A trend in manufacturing development, Frontiers of Mechanical Engineering, Cilt: 11, Sayı: 4, s. 325-327.

[5] MACDOUGALL, W., (2014), Industrie 4.0: Smart manufacturing for the future, Technical report of Germany Trade and Invest. 

[6] https://www.mediaclick.com.tr/tr/blog/endustri-4-0-nedir 

[7] EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI RAPORU, (2015), Sanayi 4.0

[8] D. Giusto, A. Iera, G. Morabito, L. Atzori (Eds.). “The Internet of Things”. 20th Tyrrhenian Workshop on Digital Communications, 442p. Springer, 2010

[9] Wortmann, F., & Flüchter, K. (2015). Internet of things. Business & Information Systems Engineering, 57(3), 221-224.

[10] Erdem, Ö. (2015). HoneyThing: Nesnelerin interneti için tuzak sistem. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Şehir Üniversitesi.

[11] Erl, Thomas, Wajid Khattak ve Paul Buhler. Big Data Fundamentals, Concepts, Drivers & Techniques. Indiana: Arcitura Education Inc, 2016.

[12] Cackett, Doug. Information Management and Big Data, A Reference Architecture. White paper. Redwood Shores: Oracle Corporation, 2013. Web. 20 Nisan 2016.

[13] EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI AYLIK YAYIN ORGANI, (2018), Endüstri 4.0, s. 44-46

[14] https://www.stendustri.com.tr/endustri-40-uygulamalari/endustri-40-icin-bilgi-omurgasi-plm-ve-dijital-ikizler-h96512.html

Prof.Dr.Semih Ötleş a,b, Mert Şahin a,c

a Ege Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi Anabilim Dalı

b Ege Üniversitesi, Ürün Yaşam Döngüsü Yönetimi (PLM) Mükemmeliyet Merkezi

c Satış Destek Mühendisi, Seterm Teknik 

X