Bain & Company’den Türkiye Net Sıfır Raporu
Bain & Company, COP31 öncesi yayımladığı raporda Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi için 500 milyar doların üzerinde yatırıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Net-Sıfır Dönüşümü: Kapasite Artışı, Sektörel Dönüşüm Hızının Önüne Geçti” raporu, Türkiye’nin iklim elemindeki yolculuğunda yeni bir döneme girildiğini ortaya koydu. Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında paylaşılan raporda; Türkiye’nin son 10 yılda yenilenebilir enerji kapasitesini hızla artırarak kurulu gücünde %62’lik bir paya ulaştığı, ancak asıl mücadelenin sanayi, ulaşım ve binalarda enerji talebinin dönüştürülmesinde yattığı vurgulandı.
Bain & Company İstanbul Ofisi Yönetici Ortağı Onur Candar, Finansal Hizmetler Ortağı Onur Kayahan ve Yardımcısı Ortak Yiğit Kılınç imzasını taşıyan rapora göre, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için 500 milyar doların üzerinde yatırım yapılması şart.
Türkiye’nin temiz enerjiyi büyük ölçekte hayata geçirebileceğini kanıtladığını belirten Bain & Company İstanbul Ofisi Yönetici Ortağı Onur Candar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye, temiz enerjiyi büyük ölçekte hayata geçirebileceğini kanıtladı. Ancak asıl zorluk şimdi başlıyor: fabrikaların, binaların ve araçların bu temiz enerjiye geçişini sağlamak ve bu yatırımları finanse edilebilir hale getirmek.
Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 47 milyar dolarlık net enerji ticaret açığı verdiği düşünüldüğünde, ithal edilen her birim yakıtın yerli üretim veya enerji verimliliğiyle ikame edilmesi ülkenin dış dengesini kalıcı olarak güçlendirecektir. Bu da dönüşümü hem ekonomik hem de çevresel bir gerekçe haline getiriyor”
Dönüşümün Ana Cephesi: Sanayi, Binalar ve Ulaşım
Türkiye’nin toplam enerji tüketiminin yaklaşık %80’i sanayi, ulaşım ve konutlardan kaynaklanıyor. Toplam 500 milyar doları aşan yatırım ihtiyacının sektörel dağılımı ve zorluk dereceleri raporda şu şekilde sıralandı:
Enerji Üretimi (210-270 milyar dolar): Finanse edilebilirliğin en kolay sağlandığı alan olarak öne çıkıyor.
Binalar (80-200 milyar dolar): Bunun 120 milyar dolarlık kısmının mevcut yapı stokunun güçlendirilmesine harcanması öngörülüyor. Konutlardaki enerji tüketiminin %54’ü doğal gazdan karşılanırken, kentsel dönüşümde fosil yakıtlı sistemlerin tercih edilmeye devam etmesi risk unsuru oluşturuyor.
Sanayi (70-80 milyar dolar): Sanayi, nihai enerji tüketiminin %30’unu oluşturuyor. AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) çerçevesinde karbonsuzlaşma, ihracatçılar için kritik bir rekabetçilik unsuru olarak öne çıkıyor.
Karayolu Taşımacılığı (35-50 milyar dolar): Tam elektrikli otomobiller 2026’nın ilk yarısında yeni tescillerin %17,8’ini oluşturmasına rağmen, toplam araç parkındaki payı %2,5 seviyesinde bulunuyor.
Tarım (25-40 milyar dolar): Sürdürülebilir tarım uygulamaları ve verimlilik artışı için finansal desteğe ihtiyaç duyulan alanlar arasında yer alıyor.
Dönüşümün önündeki en büyük engelin teknoloji eksikliği değil, finanse edilebilirlik olduğunun altını çizen Bain & Company İstanbul Ofisi Finansal Hizmetler Ortağı Onur Kayahan, şunları söyledi:
“Türkiye’nin 2053 yılına kadar 500 milyar doların üzerinde dönüşüm yatırımına ihtiyacı bulunuyor. Ancak finanse edilmesi en zor alanlar enerji üretiminin dışında yer alıyor. Bu alanlarda belirleyici unsur, sermayenin varlığı kadar projelerin finanse edilebilir olmasıdır. Geri dönüş süreleri uzun ve ekipmanların önemli bölümü döviz cinsinden fiyatlanıyor. Kredinin sınırlı olduğu döneme rağmen bu kapasiteyi geliştirmenin yolunu bulan bankalar, koşullar iyileştiğinde oluşacak yatırım havuzunun liderleri olacaktır”