Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi ve Türk Firmalarına Etkisi Raporu

DEİK, Afrika kıtasındaki ticarette şeffaflık ve eşitlik ile özellikle sanayi alanındaki yatırımların artmasına da katkıda bulunacak AfCFTA anlaşmasını, Türk iş dünyasının değerlendirmesi için mercek altına aldı. DEİK’in “Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi ve Türk Firmalarına Etkisi” Raporu, Türk iş dünyasına kara kıtada yol gösterecek.

DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER KURULU (DEİK) BAŞKANI 

Afrika demek artık bir bakıma da Türkiye demek. Afrika ülkeleri ile çok eskiye dayanan dostane ilişkilerimiz geçtiğimiz yirmi sene farklı bir seviyeye ulaştı. Artık orada vuku bulan bir gelişme bizleri oldukça yakından etkiliyor. Bugün, Afrikalı devletler ticari manada kadim birlikteliklerini hatırlıyorlar. “Ubuntu” felsefesinin bir yansıması olarak biz olmanın ben olmaya dönüşüne şahitlik ediyorlar. Afrika’nın Rönesansı olarak adlandırabileceğimiz bu süreçte Kara Kıta, bölgesel ve uluslararası yalnızlığından kurtulup kıtanın en büyük sınaması olan yoksullukla etkin mücadele etmek istiyor. Afrika ile yakın ilişkilerimiz göz önünde bulundurduğumuzda, Türk iş dünyası olarak bizler de bu değişimin ve bu yeni dinamizmin farkında olmalıyız. Afrika içi ticareti yüzde 50 artırması öngörülen, dünya ticaretine 76 milyar dolar ek gelir sağlaması beklenen ve en büyük küresel serbest ticaret bölgesi olma özelliği taşıyan Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) Anlaşması’nı Türkiye açısından iyi okumalıyız. AfCFTA Anlaşması’nın Afrika ülkelerinin devlet başkanları tarafından imzalanmasından 1005 gün sonra AfCFTA, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Böylece, Afrika’nın 1950 ve 1960’larda bağımsızlığını kazanmasından beri gündeminde olan kıtada kalkınma potansiyelinin arttırılması ve fakirliğin azaltmasına yönelik kıta içi ticaret ve entegrasyon fikri hayata geçmiş oldu.

DÜNYANIN İŞLENMEMİŞ TOPRAKLARININ YÜZDE 60’I AFRİKA’DA

Afrika’nın kalkınması sadece kıta için değil dünya için de büyük önem arz etmektedir. Zira dünyanın henüz işlenmemiş topraklarının yüzde 60’ını temsil eden kıtanın küresel nüfusun tarım ve gıda ihtiyacını karşılamak üzere, 1 trilyon dolarlık bir üretim gerçekleştireceği öngörülmektedir. Bu bağlamda Türk iş dünyası olarak, kıtadaki ticarette şeffaflık ve eşitlik ile özellikle sanayi alanındaki yatırımların artmasına katkıda bulunacak AfCFTA’nın başlamasını memnuniyetle karşılıyoruz.

ÜRÜNLERİN YÜZDE 90’I HİÇBİR TARİFEYE TABİ TUTULMAYACAK

En büyük küresel serbest ticaret bölgesi olan AfCFTA, 1,3 milyar nüfuslu ve 3,4 trilyon dolarlık bir serbest ticaret pazarı oluşturuyor. İş, yatırım ve insanların serbest dolaşımı ve kaynakların yeniden etkili bir şekilde dağıtılması sayesinde ürünler için kıtasal bir pazar oluşturan AfCFTA ile farklı tarifelerle kıtada işlem gören ticari ürünlerin yüzde 90’ının hiçbir tarifeye tabi tutulmadan iç pazarlara daha rahat ulaşabilmesi sağlanacak. AfCFTA anlaşması ayrıca yüzde 7’lik kısmı oluşturan hassas ürünlerde kıtada gelişmekte olan ülkeler için 10 yıllık ve en az gelişmiş olan ülkeler için de 13 yıllık ticaret serbestisi tanıyor.

AfCFTA ile Afrika içi ticaret yükselirken, bu kıtaya ihracat yapan ülkelerinin pazar paylarının da gerilemesi bekleniyor. Dolayısıyla AfCFTA’nın kıta ile iş yapmakta olan ve ticaret yapmayı hedefleyen Türk iş insanlarımız için de pozitif ve negatif etkileri olacaktır. Bu yeni dönemin artılarını da eksilerini de doğru analiz etmek için de DEİK olarak, “Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi ve Türk Firmalarına Etkisi” raporumuzu İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan Vekili ve raporumuz Araştırma Koordinatörü Öğretim Üyesi Dr. Uğur Yasin Asal öncülünde hazırlayarak, yayımladık. Raporumuzu şu başlıklar altında inceledik:

● Küresel Ekonomi Politikte Afrika’nın Yeri
● Türkiye ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi
● Afrika’da Ticaret ve İş Yapma
● Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması (AfCFTA) ve Türkiye’nin Ticari Diplomasisi.

ÜLKELER MECLİSLERİNDE ONAYLAMAYA DEVAM EDİYOR

7 Temmuz 2019 tarihinde Nijer’in başkenti Niamey’de gerçekleştirilen Afrika Birliği (AU) 12’nci Olağanüstü Zirvesinde resmi olarak başlatılan görüşmeler AfCFTA ile sonuçlandı. Bu sözleşme, eski Afrika Birliği Örgütü’nün (OAU, 1963-1999) halefi olarak 2002 yılında başlatılmış Afrika Birliği’nin kurulmasından bu yana kıtadaki en önemli gelişme olarak takdir görüyor. Aralık 2019 itibarıyla Eritre hariç tüm Afrika ülkeleri bu sözleşmeyi imzalamış bulunuyor. Günümüzde ise sözleşmenin ülkelerin meclislerinde onaylanma süreci devam etmektedir. 1 Ocak 2020 tarihinde anlaşmanın operasyonel olması kararlaştırıldı.

“MADE IN AFRICA” GÜMRÜK DUVARLARINA TAKILMAYACAK

AfCFTA sözleşmesinin Mayıs 2019’da işleme konulması, en büyük küresel serbest ticaret bölgesini kurmuş olup, 1,3 milyar tüketiciden oluşan bir tabanını birleştirerek tahmini 3.4 trilyon dolar tutarında kombine bir GSYH yaratmıştır. AfCFTA’nın kurumsallaşması, Doğu Afrika Topluluğu (EAC), Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA) ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğundan (SADC) oluşan Üç Taraflı Serbest Ticaret Bölgesine ilişkin önceki müzakerelerin devamı niteliğindedir. Bölgesel Ekonomik Toplulukların (REC) hâlihazırdaki kurumsal yapılarının AfCFTA yapısına katkıda bulunması beklenmektedir. Bu ticaret bölgesinin önemi; iş, yatırım ve insanların serbest dolaşımı sayesinde mal ve hizmetler için kıtasal bir pazar oluşturmasıdır. 

Ayrıca AfCFTA’nın:

● Seri üretim için fırsatların etkili bir şekilde kullanılması ve işletilmesiyle endüstri ve işletmelerin rekabet gücünü artırması,
● Kaynakları yeniden etkili bir şekilde dağıtarak kıtasal pazara erişim sağlaması,
● Sanayileşmeyi teşvik etmesi,
● Afrika içindeki ticarete serbestlik getirmesi,

Bir kıtasal birlik kurması bekleniyor. Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması, kıtanın herhangi bir ülkesinde yapılan yatırım ve hizmeti, gümrük duvarlarına takılmadan bir başka Afrika ülkesine satılmasını sağlayacak. Anlaşma ile “Made in Africa” menşei ürünlerin kıta içindeki dolaşımı daha kolay ve gümrük duvarlarına takılmayacak. Türkiye ve Afrika ilişkilerinin geçirmiş olduğu dinamik 20 yıl sonucunda, Kıtasal Ekonomik Entegrasyon kıta ile sürdürülebilir ve karşılıklı kazanç ilkesi kapsamında çalışan Türkiye’nin;

● Türk özel sektörünün Afrika’da yatırımının teşvik ve tanıtımı sağlanmalı,
● Bölgesel ekonomik bir stratejinin oluşturulması,
● AfCFTA ile oluşturulacak yeni ekonomik pazarda üçüncü ülkeler ile ilişkiler ve bu ilişkilerde

Türkiye için ayrıcalıklı bir statünün mümkün olup olmayacağı, Ayrıcalıklı bir statünün sağlanamaması halinde, Afrika Birliği ve AfCFTA Genel Sekreterliği’ne sunulmak üzere yeni politika ve strateji önerilerinin sunulması öneriliyor.

DEİK, Afrika’daki 45 iş konseyiyle kıtada ticari diplomasinin nabzını tutuyor

DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseylerimiz, Afrika ile iş yapan firmaların katılımıyla anket ve görüş çalışması yaptı. Türk firmalarının Afrika ile ticaret ve yatırım ilişkileri ve AfCFTA’nın uygulanmasına ilişkin Türk firmalarının görüşleri derledik. 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren AfCFTA Türk iş dünyamıza etkilerini inceleyen raporumuzun iş dünyasına tanıtımı için de DEİK/Türkiye-Afrika İş Konseylerimizden beş başkanımızın katılımıyla çalışma grubu oluşturduk. Özellikle COVID-19 salgını ile birlikte artan globalleşmeden glokalleşmeye geçiş trendinin önemini hep vurguladık ve biz aslında bu paradigma değişiminin Afrika’ya da yansıyacağını 2019 sonundan beri biliyorduk. Bu anlaşmanın, Afrika ile ticaret yapan ya da iş yapmayı hedefleyen Türk iş insanlarımıza, hem olumlu hem olumsuz etkileri olması çok doğal. Ancak biz bardağın dolu tarafına bakmalı, Afrika’daki ticaret ve yatırım ortamında ayrıcalıklı konuma gelmek için çalışmalıyız. Yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları ile Türk özel sektörünün Afrika’daki rekabet gücünü artırmamız gerektiğini düşünüyoruz.

AfCFTA’nın kapasitesi ve performansı

Çok uzun bir süre boyuna Afrika ülkeleri tarafından yapılan ihracatta doğal kaynakların ihracatı ağır basıyordu ve Afrika ticareti, tüm küresel ticaretin sadece yüzde 3’ünü oluşturuyordu. Kıta kapsamında yaklaşık yüzde 16.6’lık ticaret oranı, küresel ekonomiye dâhil olan sürdürülebilir ve canlı ekonomileri geliştirmek için bölge içi ticaretten faydalanan Avrupa (yüzde 67), Asya (yüzde 61), Kuzey Amerika (yüzde 48) ve Latin Amerika (yüzde 20) gibi diğer bölge içi ticaretle karşılaştırıldığında zayıf görülmektedir. Afrika içi ticareti artırmak için AfCFTA, başlıca yedi hedefi vurgulamaktadır. Bunlar:

1. Mal ticaretindeki tarife ve tarife dışı engellerin kademeli olarak kaldırılması
2. Hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi
3. Fikri mülkiyet haklarında ve rekabet politikalarında kıtasal iş birliğinin kurulması
4. Üye devletler arasında uyuşmazlık çözümü mekanizmalarının kurulması
5. Tüm ticaret bölgelerinde iş birliği yapılması
6. AfCFTA’nın idaresi ve uygulanması için kurumsal bir çerçeve kurulması ve sürdürülmesi ve
7. Daha fazla ticareti kolaylaştıran gümrük ve tedbirler üzerinde iş birliği sağlanmasıdır.

KAYNAKÇA

1.Dünya

X