2025 yılına geldiğimizde, ilaç Ar-Ge’sindeki geleneksel verimsizlik duvarı nihayet çatlıyor. On yıl süren ve milyarlarca dolara mal olan klinik araştırma süreçleri, artık yerini BiyoTech ve SaaS’ın kesişiminde doğan yeni nesil bir ekosisteme bırakıyor. Bu ekosistemin merkezinde ise insan biyolojisinin dijital ikizlerini üreten ve simülasyon platformu olarak sunan start-up’lar yer alıyor. Global dijital ikiz pazarının sağlık sektöründeki payının 2030’a kadar 20 milyar doları aşması beklenirken, bu yeni oyuncular ilaç devlerinin risk sermayesi kollarından rekor yatırımlar çekiyor. Böylece, tedavilerin keşfi laboratuvardan bulut tabanlı simülasyon ortamlarına taşınıyor.
Bu yeni modelin işleyişi, karmaşık biyolojik verilerin bir platform ekonomisi mantığıyla birleştirilmesine dayanıyor. Start-up’lar, genomik verilerden, elektronik sağlık kayıtlarından ve tıbbi görüntülemeden elde ettikleri devasa veri setlerini kullanarak, belirli organların, hücresel yolların ve hatta bütünsel insan fizyolojisinin sanal kopyalarını yaratıyor. İlaç şirketleri ise bu platformlara bir SaaS (Hizmet Olarak Yazılım) modeliyle abone olarak, geliştirdikleri moleküllerin binlerce farklı dijital hasta profili üzerindeki etkilerini, yan etkilerini ve etkinliklerini aylar değil, saatler içinde test edebiliyor. Bu “in-silico” yani bilgisayar ortamında yapılan deneyler, fiziksel denemelere geçmeden önce en umut verici adayların filtrelenmesini sağlayarak Ar-Ge verimliliğini katlıyor.
Bu dönüşümün etkileri ise çok katmanlı ve sistemik bir değişim vadediyor. Büyük ilaç şirketleri, Ar-Ge bütçelerini optimize ederken, daha küçük ve çevik biyo-teknoloji girişimleri için pazara giriş engeli önemli ölçüde düşüyor. Hastalar, daha güvenli ve kişiselleştirilmiş tedavilere çok daha hızlı erişme potansiyeline kavuşuyor. Düzenleyici kurumlar (FDA ve EMA gibi) ise bu simülasyon verilerini destekleyici kanıt olarak kabul etmeye yönelik pilot programlar başlatmış durumda. Türkiye’deki veri bilimi ve yapay zeka yetenek havuzu da, bu küresel pazarda yerel girişimlerin doğması için verimli bir zemin sunarak, sağlık teknolojisi ihracatında yeni bir kapı aralama fırsatı taşıyor.











