2025 itibarıyla savunma ve havacılık sektörünün temel dinamiği, artık metal ve kompozit satmaktan değil, garanti edilmiş operasyonel kabiliyet sunmaktan geçiyor. Rolls-Royce’un “TotalCare” gibi öncü modellerinin açtığı yolda, artık tüm büyük oyuncular donanımı bir hizmet olarak (product-as-a-service) paketliyor ve bu pazarın değeri yüz milyarlarca dolarla ifade ediliyor. Bu dönüşüm, sektörü iki keskin kampa ayırmış durumda: Donanımı üreten orijinal ekipman üreticileri (OEM) ile bu donanımlardan gelen veriyi analiz ederek platform-agnostik çözümler sunan teknoloji odaklı yeni rakipler. Savaş, artık hangarın içinde değil, bulut ve “edge” katmanlarında, veri egemenliği üzerinden veriliyor.
Bu yeni iş modelinin kalbinde Endüstriyel IoT (IIoT) ve edge computing yatıyor; bir jet motoru veya zırhlı araç üzerindeki yüzlerce sensör, anlık olarak terabaytlarca operasyonel veri üretiyor. Edge bilişim yetenekleri sayesinde bu verilerin kritik bir kısmı, daha kaynağında, yani platformun üzerinde işlenerek anomali tespiti ve acil durum senaryoları için milisaniyelik tepki süreleri sağlıyor. OEM’ler bu teknolojiyi, kendi kapalı ekosistemlerini güçlendirmek, müşteriyi bakım ve onarım sözleşmelerine kilitlemek için kullanırken; bağımsız oyuncular ise farklı üreticilerin platformlarından gelen verileri tek bir havuzda birleştiren yapay zeka destekli analitik hizmetler sunarak esneklik ve maliyet avantajı vaat ediyor. OEM stratejisi donanım kontrolüne, rakip strateji ise veri entegrasyonu üstünlüğüne dayanıyor.
Bu rekabetin kazananını, nihai kullanıcı olan hava kuvvetleri ve sivil havayolu şirketlerinin tercihleri belirleyecek. OEM’lerin sunduğu tek elden çözüm garantisi cazip görünse de, uzun vadeli vendor lock-in riski ve veri sahipliği konusundaki gri alanlar önemli bir endişe kaynağı oluşturuyor. Diğer yanda, bağımsız platformlar daha fazla kontrol ve şeffaflık sunarken, OEM’lerin tescilli verilerine erişim konusunda yasal ve teknik engellerle karşılaşıyor. Türkiye’de TUSAŞ ve Baykar gibi yerli üreticilerin de bu ikilemle yüzleşerek kendi servis ve veri stratejilerini oluşturması, küresel rekabetteki konumlarını doğrudan etkileyecek. Mevcut durumda OEM’ler pazar payı olarak önde görünse de, veri birlikte çalışabilirliği ve açık standartlar için artan baskı, önümüzdeki yıllarda teknoloji odaklı rakiplerin elini güçlendirebilir.











